Gömülü Teori (Grounded Theory): Glaser ve Strauss Yaklaşımları
Gömülü teori (grounded theory), 1967 yılında Barney Glaser ve Anselm Strauss tarafından geliştirilen ve verilerden sistematik olarak kuram üretmeyi amaçlayan nitel bir araştırma yaklaşımıdır. Geleneksel araştırma mantığının aksine, gömülü teori önceden belirlenmiş bir kuramı test etmez; bunun yerine toplanan verilerden yola çıkarak yeni bir kuram inşa eder. Bu yaklaşım, sosyal bilimlerde özellikle az çalışılmış alanlarda ve mevcut kuramların yetersiz kaldığı durumlarda son derece değerli bir araştırma stratejisi sunar.
Gömülü Teorinin Tarihsel Gelişimi
Glaser ve Strauss, gömülü teoriyi The Discovery of Grounded Theory (1967) adlı çığır açıcı eserlerinde tanıtmışlardır. Bu dönemde sosyal bilimlerde nicel yöntemler ve büyük kuramların doğrulanması baskın paradigma iken, Glaser ve Strauss nitel verilerin de sistematik ve titiz bir şekilde analiz edilerek kuram üretimine katkıda bulunabileceğini savunmuşlardır.
Ancak ilerleyen yıllarda iki kurucu arasında temel epistemolojik ve metodolojik ayrılıklar ortaya çıkmıştır. Bu ayrışma, gömülü teorinin iki farklı geleneğe bölünmesine yol açmıştır: Glaserian (klasik) yaklaşım ve Straussian yaklaşım. Daha sonra Kathy Charmaz tarafından yapılandırmacı (constructivist) gömülü teori üçüncü bir dal olarak eklenmiştir.
Glaserian (Klasik) Gömülü Teori
Barney Glaser, Columbia Üniversitesi'ndeki pozitivist geleneğinden etkilenerek gömülü teorinin keşif odaklı ve ortaya çıkan (emergent) doğasını vurgular. Glaserian yaklaşımın temel ilkeleri şunlardır:
- Ortaya çıkma (emergence): Araştırmacı verilere önceden belirlenmiş kavramsal çerçeveler dayatmamalı; kategoriler ve ilişkiler verilerden doğal olarak ortaya çıkmalıdır
- Literatür taraması ertelenmesi: Araştırma öncesinde kapsamlı literatür taraması yapılmamalıdır; bu, araştırmacının verilerden önce kavramsal kalıplara sahip olmasını engeller
- Kuramsal duyarlılık: Araştırmacı, verilerdeki anlamlı örüntüleri fark edebilecek düzeyde kavramsal farkındalığa sahip olmalıdır
- Sürekli karşılaştırma yöntemi: Veriler toplandıkça sürekli olarak birbirleriyle ve oluşan kategorilerle karşılaştırılır
- İki aşamalı kodlama: Glaser, esasen açılış kodlaması (substantive coding) ve kuramsal kodlama (theoretical coding) olmak üzere iki temel aşama önerir
Glaserian Kodlama Süreci
Açılış kodlaması sürecinde araştırmacı verileri satır satır analiz ederek olay ve kavramları adlandırır. Bu aşamada araştırmacı "Bu veride ne oluyor?" sorusunu sorar. Ardından kuramsal kodlama aşamasında, açılış kodlarının birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini açıklayan kuramsal kodlar belirlenir. Glaser, "6C ailesi" (nedenler, bağlam, koşullar, sonuçlar, kovaryanslar, koşullar) gibi önceden tanımlanmış kodlama aileleri önermiştir.
Straussian Gömülü Teori
Anselm Strauss ve Juliet Corbin, Basics of Qualitative Research (1990) eserinde gömülü teoriyi daha yapılandırılmış ve sistematik bir çerçeveye oturtmuşlardır. Straussian yaklaşım, pragmatizm ve sembolik etkileşimcilikten derin biçimde etkilenmiştir.
Üç Aşamalı Kodlama
Straussian yaklaşımın en belirgin özelliği üç aşamalı kodlama sürecidir:
- Açık kodlama (open coding): Veriler parçalara ayrılır, incelenir, karşılaştırılır, kavramlaştırılır ve kategorize edilir. Her bir veri birimi (cümle, paragraf, olay) bir kavramla etiketlenir. Benzer kavramlar bir araya getirilerek kategoriler oluşturulur. Kategorilerin özellikleri (properties) ve boyutları (dimensions) belirlenir.
- Eksenel kodlama (axial coding): Açık kodlama aşamasında parçalanan veriler, kategoriler arasındaki ilişkiler kurularak yeniden bir araya getirilir. Strauss ve Corbin, bu aşamada paradigma modeli kullanılmasını önerir: nedensel koşullar, olgu, bağlam, aracı koşullar, eylem/etkileşim stratejileri ve sonuçlar.
- Seçici kodlama (selective coding): Tüm kategorileri bütünleştiren ve açıklayan bir çekirdek kategori (core category) belirlenir. Diğer tüm kategoriler bu çekirdek kategori etrafında sistematik olarak ilişkilendirilir ve kuramsal bir çerçeve oluşturulur.
Glaser ve Strauss Yaklaşımlarının Karşılaştırması
| Boyut | Glaserian Yaklaşım | Straussian Yaklaşım |
|---|---|---|
| Epistemoloji | Pozitivist eğilimli | Pragmatist / sembolik etkileşimci |
| Kodlama aşamaları | İki aşama (açılış + kuramsal) | Üç aşama (açık + eksenel + seçici) |
| Literatür taraması | Ertelenmeli | Başlangıçta yapılabilir |
| Veri analizi | Doğal ortaya çıkma | Yapılandırılmış analitik araçlar |
| Paradigma modeli | Reddeder (zorlamadır) | Eksenel kodlamada kullanılır |
| Doğrulama | Kuram verilerden doğar | Hipotez oluşturma-doğrulama döngüsü |
| Esneklik | Daha esnek ve açık uçlu | Daha sistematik ve yapılandırılmış |
Yapılandırmacı Gömülü Teori: Charmaz Yaklaşımı
Kathy Charmaz, gömülü teoriyi yapılandırmacı (constructivist) bir epistemolojiye taşımıştır. Bu yaklaşıma göre:
- Veriler "keşfedilmez", araştırmacı ve katılımcı arasındaki etkileşimde birlikte inşa edilir
- Araştırmacının öznelliği, perspektifi ve konumu açıkça kabul edilir ve yansıtıcı bir şekilde ele alınır
- Çoklu gerçeklikler ve yorumlar tanınır; tek bir "doğru" kuram yoktur
- Kodlama süreci eylem odaklıdır; uçuşkan (gerund) kodlar tercih edilir (ör. "başa çıkma", "uyum sağlama")
Kuramsal Örnekleme
Kuramsal örnekleme, gömülü teorinin en ayırt edici özelliklerinden biridir. Geleneksel araştırmada örneklem araştırma başlamadan önce belirlenir; oysa gömülü teoride örnekleme veri analizi sürecinde yönlendirilir.
Araştırmacı ilk verileri toplar ve analiz eder. Ortaya çıkan kategoriler ve kavramsal boşluklar, bir sonraki veri toplama adımını belirler. Araştırmacı, gelişmekte olan kuramı test etmek, kategorileri derinleştirmek ve kavramsal boşlukları doldurmak amacıyla yeni katılımcılar, ortamlar veya veri kaynakları seçer. Bu döngü kuramsal doygunluğa ulaşılana kadar devam eder.
Kuramsal Doygunluk
Kuramsal doygunluk, yeni verilerin mevcut kategorilere anlamlı bir katkı sağlamadığı, kategorilerin yeterince geliştirildiği ve kategoriler arası ilişkilerin açıkça ortaya konduğu noktadır. Doygunluk, veri tekrarı ile karıştırılmamalıdır; önemli olan kavramsal gelişimin durmasıdır. Pratikte, genellikle 20-30 derinlemesine görüşme ile kuramsal doygunluğa ulaşılabilmektedir, ancak bu sayı araştırmanın karmaşıklığına göre değişir.
Sürekli Karşılaştırma Yöntemi
Gömülü teorinin analitik motoru olan sürekli karşılaştırma yöntemi dört düzeyde gerçekleşir:
- Olayların birbiriyle karşılaştırılması: Her yeni veri parçası daha önce kodlanmış verilerle karşılaştırılır
- Kavramların kategorilerle karşılaştırılması: Kodlar oluşturulan kategorilerle karşılaştırılarak kategorilerin tutarlılığı test edilir
- Kategorilerin birbiriyle karşılaştırılması: Farklı kategoriler arasındaki ilişkiler, benzerlikler ve farklılıklar analiz edilir
- Kategorilerin kuramla karşılaştırılması: Ortaya çıkan kuram mevcut literatürle karşılaştırılır
Memo Yazma (Memoing)
Memo yazma, gömülü teoride analitik düşüncenin kayıt altına alınması sürecidir ve kodlama kadar önemlidir. Araştırmacı veri toplama ve analiz sürecinde sürekli olarak notlar (memolar) yazar. Memolar, kodlar hakkındaki düşünceleri, kategoriler arası ilişkileri, kuramsal fikirleri ve metodolojik kararları içerir.
"Memolar kodlama ile ilk taslak arasındaki kritik ara adımdır. Memo yazmayı atlayan araştırmacı, verilerle kuramsal düşünce arasındaki bağı koparmış olur." — Charmaz (2006)
Gömülü Teorinin Değerlendirilmesi
Güçlü Yönler
- Veriye dayalı kuram üretimi, araştırmanın ampirik temelini güçlendirir
- Az çalışılmış alanlarda yeni kavramsal çerçeveler sunar
- Sistematik analiz prosedürleri nitel araştırmaya titizlik kazandırır
- Sürekli karşılaştırma yöntemi analitik derinliği artırır
Sınırlılıklar
- Zaman ve emek yoğun bir süreçtir; veri toplama ve analiz eşzamanlı yürütülür
- Araştırmacının deneyimi ve kuramsal duyarlılığı sonuçları doğrudan etkiler
- Farklı yaklaşımlar (Glaser vs Strauss vs Charmaz) yeni araştırmacılar için kafa karıştırıcı olabilir
- Kuramsal doygunluğun nesnel ölçütlerinin belirsizliği eleştiri konusudur
Sonuç
Gömülü teori, nitel araştırma geleneğinde verilerden sistematik kuram üretiminin en köklü ve etkili yaklaşımıdır. Glaserian, Straussian ve yapılandırmacı versiyonlar farklı epistemolojik konumlara dayanmakla birlikte, tümü verilerin titizlikle analiz edilmesi, kuramsal örnekleme, sürekli karşılaştırma ve kuramsal doygunluk ilkelerini paylaşır. Araştırmacının hangi yaklaşımı benimseyeceği, araştırma sorusunun doğasına, epistemolojik duruşuna ve araştırma bağlamına bağlıdır.
Kaynak
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
