Fenomenolojik Araştırma: Yaşanmış Deneyimin Bilimsel İncelenmesi
Fenomenoloji, bireylerin yaşanmış deneyimlerini (lived experience) derinlemesine anlamayı amaçlayan felsefi bir gelenek ve nitel araştırma desenidir. 20. yüzyılın başlarında Edmund Husserl tarafından temelleri atılan bu yaklaşım, "şeylerin kendilerine dönme" ilkesiyle insan deneyiminin özüne ulaşmayı hedefler. Fenomenolojik araştırma, eğitim bilimlerinden sağlık bilimlerine, psikolojiden sosyolojiye kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.
Fenomenolojinin Felsefi Temelleri
Fenomenoloji terimi, Yunanca phainomenon (görünen şey) ve logos (bilim, söz) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Fenomenoloji, bilinç deneyimlerinin sistematik olarak incelenmesini ifade eder. Husserl, fenomenolojiyi "kesin bir bilim" olarak kurma amacı taşımış ve doğal bilimlerin pozitivist yaklaşımına alternatif bir epistemolojik zemin oluşturmuştur.
Husserl'in Transandantal Fenomenolojisi
Edmund Husserl (1859-1938), fenomenolojinin kurucusu olarak kabul edilir. Husserl'e göre bilincin her zaman bir yönelimselliği (intentionality) vardır; yani bilinç her zaman "bir şeyin bilinci"dir. Bu kavram, Franz Brentano'dan devralınmış ve Husserl tarafından geliştirilmiştir. Transandantal fenomenoloji, deneyimin evrensel yapılarını (özlerini) ortaya çıkarmayı amaçlar.
Husserl'in fenomenolojisinde iki temel kavram merkezi öneme sahiptir:
- Epoché (Paranteze Alma): Araştırmacının doğal tutumunu askıya alması, önyargılarını ve varsayımlarını geçici olarak "paranteze koyması" sürecidir. Bu, fenomeni olduğu gibi görebilmek için gerekli bir ön koşuldur.
- Eidetik İndirgeme: Tekil deneyimlerden hareketle deneyimin özüne (eidos) ulaşma sürecidir. Araştırmacı, bir fenomenin değişen ve değişmeyen yönlerini ayırt ederek onun temel yapısını ortaya koyar.
Heidegger'in Hermeneutik Fenomenolojisi
Martin Heidegger (1889-1976), Husserl'in öğrencisi olmasına rağmen fenomenolojiyi farklı bir yöne taşımıştır. Heidegger, "Dasein" (dünyada-var-olma) kavramıyla insanın deneyiminin her zaman tarihsel ve bağlamsal olduğunu vurgulamıştır. Heidegger'e göre paranteze alma mümkün değildir; çünkü insan her zaman bir ön-anlama (Vorverständnis) içinde bulunur. Bu yaklaşım, yorumlayıcı (hermeneutik) fenomenolojinin temelini oluşturmuştur.
Merleau-Ponty ve Bedensel Fenomenoloji
Maurice Merleau-Ponty, fenomenolojiyi beden deneyimi üzerinden yeniden yorumlamıştır. Merleau-Ponty'ye göre insan bedeni, dünyayı algılamanın ve anlamanın birincil aracıdır. Beden-özne kavramı, sağlık bilimleri ve spor bilimlerindeki fenomenolojik araştırmalar için özellikle değerli bir çerçeve sunar.
Fenomenolojik Araştırma Desenleri
Günümüzde nitel araştırmada iki temel fenomenolojik desen yaygın olarak kullanılmaktadır:
Betimleyici (Deskriptif) Fenomenoloji
Husserl geleneğine dayanan bu yaklaşım, Amadeo Giorgi ve Clark Moustakas tarafından araştırma yöntemine dönüştürülmüştür. Moustakas'ın yaklaşımında şu adımlar izlenir:
- Epoché: Araştırmacı kendi deneyimlerini ve önyargılarını tanımlar ve askıya alır
- Fenomenolojik indirgeme: Her katılımcının deneyimi ayrıntılı olarak betimlenir
- İmgesel çeşitleme: Deneyimin farklı perspektiflerden incelenmesi
- Sentez: Deneyimin dokusal (textural) ve yapısal (structural) betimlemelerinin birleştirilmesi
Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (IPA)
Jonathan Smith tarafından geliştirilen Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (Interpretative Phenomenological Analysis - IPA), özellikle psikoloji ve sağlık bilimlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. IPA, üç temel felsefi kaynaktan beslenir: fenomenoloji, hermeneutik ve ideografi. IPA'da araştırmacı, katılımcının deneyimini anlamaya çalışırken kendi yorumlama çerçevesini de kabul eder; bu "çifte hermeneutik" olarak adlandırılır.
| Özellik | Betimleyici Fenomenoloji | Yorumlayıcı Fenomenoloji (IPA) |
|---|---|---|
| Felsefi temel | Husserl | Heidegger, Gadamer |
| Paranteze alma | Evet, zorunlu | Kısmen, refleksif biçimde |
| Araştırmacı rolü | Tarafsız betimleyici | Aktif yorumcu |
| Odak | Deneyimin özü (eidos) | Bireysel anlam yapılandırması |
| Örneklem | Heterojen olabilir | Homojen, küçük (3-6 katılımcı) |
Fenomenolojik Araştırmada Veri Toplama
Fenomenolojik araştırmalarda veri toplama sürecinde en yaygın kullanılan yöntem derinlemesine görüşmedir. Bu görüşmeler genellikle yarı yapılandırılmış biçimde gerçekleştirilir ve katılımcıların yaşanmış deneyimlerini kendi sözcükleriyle ifade etmelerine olanak tanır.
Fenomenolojik görüşmelerde sorular, katılımcının deneyimini betimlemesine yönelik açık uçlu sorulardır. Örneğin: "Bu deneyimi yaşadığınız anı olabildiğince ayrıntılı olarak anlatır mısınız?" veya "O anda ne hissettiniz?" gibi sorular kullanılır. Araştırmacı, yönlendirici sorulardan kaçınmalı ve katılımcının deneyiminin doğal akışına müdahale etmemelidir.
"Fenomenolojik araştırmanın amacı, bir fenomenin yaşanmış deneyiminin evrensel özünü betimlemektir. Bu, bireysel deneyimlerin ortak yapısını ortaya koymayı gerektirir." — Creswell (2013)
Veri Analizi Süreci
Fenomenolojik veri analizi, sistematik bir süreç izler. Colaizzi (1978) tarafından önerilen yedi adımlı analiz prosedürü şu şekildedir:
- Betimlemelerin okunması: Tüm katılımcı betimlemeleri defalarca okunur
- Anlamlı ifadelerin çıkarılması: Fenomenle doğrudan ilişkili ifadeler belirlenir
- Anlamların formüle edilmesi: Her anlamlı ifadenin anlamı açıklanır
- Tema kümeleri oluşturma: Formüle edilen anlamlar tematik kümelere ayrılır
- Kapsamlı betimleme: Temalar bütünleştirilerek kapsamlı bir betimleme yazılır
- Temel yapının belirlenmesi: Fenomenin temel yapısı ortaya konur
- Katılımcı doğrulaması: Sonuçlar katılımcılarla paylaşılarak doğrulanır
Fenomenolojik Araştırmada Kalite Kriterleri
Fenomenolojik araştırmaların kalitesini değerlendirmek için bazı özel kriterler kullanılır. Araştırmacının refleksivitesi, yani kendi konumunu ve etkisini sürekli olarak sorgulaması kritik öneme sahiptir. Ayrıca katılımcı betimlemelerinin zengin ve yoğun (thick description) olması, analiz sürecinin şeffaf biçimde raporlanması ve bulguların inandırıcılığı önemli kalite göstergeleridir.
Sonuç
Fenomenolojik araştırma, insan deneyiminin özüne ulaşmayı amaçlayan güçlü bir nitel araştırma desenidir. Husserl'den günümüze uzanan zengin felsefi mirası, araştırmacılara deneyimi derinlemesine anlama olanağı sunar. Betimleyici ve yorumlayıcı yaklaşımlar arasındaki farkları anlamak, araştırma sorusuna uygun deseni seçebilmek açısından kritik önem taşımaktadır.
Kaynak
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
